Ait olmadığımız bir dinin dualarında anlatılan bir aşk vardı..bize kalan... Sen bir meleğiydin tanrının, bense bilinmeyen boyutlarındaki anlamsızlık ... Sadece benim okuduğum bir yazarın saflıktan doğan o kutsal kelimelerinin açtığı kraterlerde kaybolmuş bir evsiz zavallı ruhum... oysa bir yazar bir çizer belki...ince ama derinden çizgiler çeken içime,gözlerimin kenarlarını kırıştırıp yeni acılar hediye eden gülüşüme... kusursuz bir döngünün parçası bu kusurlu tenimde kırışmış papirüslere keşfedilmeye dokunulmaz hiyerogrifler çizen bir adam vardı...tarih öncesi bir zamanın efendisi.ait olmadığımız bir dinin dualarında anlatılırdı aşk... sözlerden, seslerden çıkışırdı sonra...yumruk yumruk vururdu bağrına kalbin.. bir şehir yıkılırdı içinde ve yeni gün düzlükte doğardı sıcak bir renkle. ait olmaya başladığımız bir din oldu aşk tapınma hevesinin hiç bitmediği... keşfetmeye öylesine aç dokunuşlarda fethedilen
yeni şehirler kuruldu damarlarımızda teninle doldu krater gölleri nefes nefes. senle solumak,seni sevmek, çağlar atlayarak,mistik bir uygarlık kurmak demek ve sana ait olmak, sana sahip olmak sevgilim bir ceninin huzuruna ermek...